19 Ağustos 2008 Salı



Yalnız Sevgi terkedilmiş bir ağaç

biraz ilgiye muhtaç

onun için tek ihtiyaç

YALNIZ SEVGİ


başıboş bir çocuk çiçek gibi

rengi soluk onun için tek mutluluk


YALNIZ SEVGİ

masum bir çiçek

birgün oda gidecek

onun için tek gerçek


YALNIZ SEVGİ

çilekeş bir serçeye her doğan

gün işkence onun için tek gerekçe

YALNIZ SEVGİ


Fatih seven bir aşık

karşısındakide kendi gibi kaçık onun için tek karşılık yalnız sensin..............'lı SEVGİ...

Fatih Taşkın

6 Ağustos 2008 Çarşamba


Seni sevmek nedir biliyor musun
Hani güneş sabahın ilk ışıkların da sıcaklığını ve rengini gösterir ya insanın içi ısınır.
Hani gece olunca yıldızlar pas parlak gösterir ya insanın gözleri kamaşır seni sevmekte böle bir şey yüreğimi ve bedenimi ısıtıyorsun sana baktıkça gözlerim daha bi parlıyor.
Aşkların en acısı platonik aşktır seversin ama sevdiğin bilmez yada görmezden gelir, insana acı verir bu.
Ellerini tutmak istersin, öpmek istersin öpemesin yüzüne ve saçlarına dokunmak istersin dokunamasın.
Defalarca seni seviyorum, seni seviyorum diye haykırmak istersin ama hep susmak zorunda kalırsın.
Çünkü bu tek kişilik ve adına platonik aşk dediğimiz bir aşktır.
Platonik aşk işte sadece içinde beslersin resimlerine bakıp o güzelim hayallere dalı verirsin bazen de bir kadeh alıp resmine saatlerce bakıp dinlediğin müzikle de kendini kaptırı verirsin acılara yalnızlığa.
Defalarca sana gönderdiği mesajları teker teker usanmadan okumaya başlarsın.
Evet,ben seni senin haberin yokken seviyorum haberinde olacakmı inan bende hiç bilmiyorum düşündüğüm tek şey seni kaybetmemek.
Aslında benim sevgim bir güneşi sevmek gibi işte.
Güneşin parlaklığına ve ve sıcaklığından o kadar etkilenirsiniz ki ona dokunmak istersiniz ama asla dokunamazsınız bu imkânsız.
Benim kide böle bişey iste sana da dokunmak imkânsız sen o kadar parlaksın ki o kadar güzelsin ki belki beni yanında bile göremiyorsun yanında tutuştuğumu bilmeden yanımdan geçiyorsun. Belki de o güzel ve masum yüreğinde eşinin sevdası vardır , belki sende benim sana tutuştuğum gibi sende birine tutuşmuşsundur ve hasretle belki olur diye bekliyorsundur kim bilir.
Evet, senin bu yazıdan haberin olurmu bilmiyorum olacağını da zannetmiyorum zaten Ben daha bu adına aşk dediğimiz platonik aşka ne kadar katlanırım inan bende bilmiyorum.

Ve haykırıyorum ben seni seviyorum

1 Ağustos 2008 Cuma

Evliliği kurtarmak için

Evliliği kurtarmak için...
Evliliğinizde birşeyler iyi gitmiyorsa, sorunlarınız varsa ve aşamıyorsanız, hatta evliliğiniz bitme noktasına doğru gidiyorsa, aşağıdaki soruları kendinize sorun ve yanıtların size ipucunu vermesine izi verin.
Bir sorun mu var?Sorunun özelliklerini tanımlayabilir misiniz?Sorunlara her ikiniz de ciddi şekilde eğilmek istiyor musunuz? Her ikiniz de ortada sorun olduğuna inanıyor musunuz? Değilse, bu koşullarda ilişkinizi sürdürmenize neden olan artıları ve eksileri tartabilir misiniz? Sorunlarınızda öfke nasıl bir rol oynuyor? İçinizden biri, öfkeyi daha az ifade etmeye çalışma, çevredekiler öfkeden söz ettiğinde sinirlenme, öfkelenme nedeniyle kendini suçlu hissetme noktasına geldiyse, tedavi seçeneklerini daha dikkatli gözden geçirmeniz gerekir. Üzgün olduğunuzu söylemekte zorluk çekiyorsanız, kendinizin hep haklı olduğunuzu düşünüyorsanız, kendinizi yakın bir mercekte incelemenizin zamanı gelmiş demektir. Öfkeniz çevrenizdekileri ürkütüyorsa, fiziksel zarar veriyorsa, sizin ya da eşinizin işlevlerini engelliyorsa, hemen yardım almalısınız. Doktorunuzdan sizi iyi bir psikologa ya da danışmana yönlendirmesini isteyebilirsiniz.Sorunlardan her ikinizin de sorumlu olduğunuza mı inanıyorsunuz? Evlilik sorunlarını iki kişinin yarattığını asla unutmayın.Birlikte yaşamayı sürdürmek istiyor musunuz?Eşinizin yargılarını affedebilir misiniz? Hangi şartlarda?Bu soruları yanıtladıktan sonra bulgulara göre önlem almak isteyebilirsiniz. Neler yapmanız gerektiği konusunda önerilerde bulunmadan önce kaçınmanız gereken noktalar üzerinde duralım. Yapmamanız gerekenler: Kafanızı kuma gömmeyin: Sorunlarınız yok olmayacaktır. Bir an ortadan kaybolsalar da yeniden çıkacaklardır hem de daha büyümüş ve yoğunlaşmış olarak. Çözülmemiş sorunlar bir hayalet gibi peşinizi bırakmayacak ve sonuçta evliliğinizi harabeye çevireceklerdir. Bunları görmezden gelmeyin. Hemen harekete geçin.Yıkıcı olmayın ve duygusuzca ve canavarca davranmayın: Sorunlarınızın, her ne kadar ciddi olsalar da sizi sizlikten çıkarmalarına izin vermeyin. Sağlığınızı koruyun. Takım ruhuyla ya da bir uzmandan destek alarak sorunlarınızı çözmeye kendinizi adayın.Eşinizin ikiniz için sorunlarla ilgilenmesini beklemeyin: "İsterse bir terapiste gidip sorunlarını çözebilir" gibi bir tümce duyar ya da söylerseniz, yanlış yoldasınız demektir. Şimdi de evliliğinizde yıkılan şeyleri onarmanıza yarayacak önerilere bir gözatalım. Yapmanız gerekenler: Sorunları birlikte çözün: Evlilik iki kişilik bir kurumdur.Danışmanlık hizmetlerinden yararlanın: Aile doktorunuzdan ya da güvendiğiniz bir arkadaşınızdan terapist isimleri alın. Terapinin zaman alıcı veya pahalı olması gerekmez. Ayrıca, eşinizle birlikte terapiye gitmenizin evliliğinizi kesinlikle kurtaracağınız anlamına gelmediğinizi aklınızdan çıkarmayın. Esasında, iyi bir terapist evliliğinizi kurtarmak gibi bir iddiada bulunmayacaktır. Tedavi, önemli sorunların belirlenmesine ve aydınlatılmasına odaklanmahdır. Bu bilgi sayesinde her ikiniz de evli kalıp kalmama konusunda kararınızı verebilirsiniz. Bazen ayrılık ve boşanma en iyi çözüm olacaktır. Doğru olan bu değilse, birlikte yaşamakta inat edip hayatlarınızı mahvetmenin bir anlamı olmayacaktır.Uzlaşma ve tedavi açısından "Ya Hep Ya Hiç" yaklaşımından kaçının: Evlilik ve gelişimi süreç gerektirir. Evli kalmaya kararlıysanız, sabırlı olun ve belirsizliği kabullenin. Her şey daha iyi olacak!Doktorunuzla görüşün: Düşünmeden karar verme, öfke ve depresyon gibi sorunlar için ilaç almanız gerekebilir. Bunlardan herhangi biri hayatınızı ya da ilişkinizi etkilerse, ilaç kullanmaktan sakınmayın. Aile doktorunuzla görüşün ve size en uygun ilacın hangisi olduğunu kararlaştırın.Sağlıklı planlar yapın: Kendinize zaman ayırmalı, hobiler ve arkadaşlar edinmeli ve düzenli spor yapmalısınız. Bu etkinlikler muhakkak pahalı ya da zaman alıcı olmayabilirler. Bunların sağlığınızı korumak için gerekli olduklarını unutmayın.Ayrı yaşamayı birlikte yaşayıp acı çekmenin veya boşanmanın bir alternatifi olarak görmeye çalışın: Ayrı yaşamak bağlamında çeşitli terapötik çalışmalar yapılabilir. Bunları yürütmek aynı çatı altında olmanız durumunda oldukça zordur. Ayrı yaşamak çoğu kez birleşmeye zemin oluşturabilir. Peki ya ilişkinizde geri dönüş artık olanaksızsa ne olacak? Hiç kimse boşanma fikrine sıcak bakmaz. Her şeyden öte boşanma başarısızlığa teslim olmanın bir göstergesidir. Yeniden başlama düşüncesi ise bir o kadar acı verici olabilir. Bir sürü çiftin ayrı yaşadığını, boşandığını ve sonra yine mükemmel, mutlu hayatlar yaşadıklarını ve ilişkiler yürüttüklerini unutmamalısınız.


Sponsor Bağlantılar
'); aLE(id,rc);
//-->
Gittigidiyor
Artık modası geçmeye yüz tuttu diye düşünenlerde olabilir ama Ahmet Altan'ın " ALDATMAK " kitabı arşivlere girmeye hak kazanmış bir kitap olarak daha çok konu üretecek bir kitap bence. İnsanın evlenene kadar dibi düşer, ta ki muradına erene kadar. Ama ondan sonra toz pembe bulutlar dağılır. Zaten buraya kadar olanları herkes biliyor. Ancak bundan sonrasını çok az kişi biliyor, bunu en iyi de Ahmet Altan biliyor. Kitabında o kadar ince noktaları yakalamış ki mesela; " Her insanın kendi içinde ap ayrı bir dünyası olduğu" gibi. Evet gerçekten de her insanın kendi içinde başka bir dünya vardır. Ama bu dünyaları 3 madde de toplarsak;
1- Gün ışığına çıkarılmış dünya; Kişinin iç dünyasını keşfi ve yaşaması.
2- Gün ışığına çıkarılmamış dünya; Kişinin varlığından bile haberi olmadığı dünya ( ümitsiz vaka )
3- Gün ışığı sızan dünya ; Kişinin varlığını keşfettiği o dünyada dolaştığı ama gerçek yaşamına yansıtamadığı dünyası.
Şimdi 1. ve 2. madde için söylenecek bir şey yok, 1 numara kendini zaten kurtarmıştır. 2 numara için yapılacak pek bir şey yoktur. Kişinin istemesi gerekli.
Gelelim 3. maddeye. Burada duralım. Çünkü, bu dünyaya yardım lazım. Çünkü aslında kişi içindeki dünyayı yaşamak istiyor ama ya çevreden ya da kendisinden korktuğu için bu dünyayı gerçek yaşamına aktaramıyor. ALDATMAK kitabında da başrolde ki Aydan bu iç dünyasını bilen ama gün ışığına taşıyamayan kişiyi oynarken Cem bu dünyasını gerçeğe taşıtan kişi olarak karşımıza çıkıyorlar. Not: İç dünya sadece arzuları kapsamıyor ama aldatmak kitabı yazının içinde olunca bize o yönüne değinmek düşüyor tabi ki... Şimdi evlilikle tüm bunların yeri ne? Yeri tabi ki var. Evli olmayan insanlar eşleriyle beraberliklerinde iç dünyalarını güncel yaşamına taşıması evli olanlara göre çok daha kolaydır. Evli olmayan insan baktı bu dünyayı gerçeğe taşırken eşiyle çatışıyor ise veya uyuşmuyor ise yollarını rahatlıkla ayırabilir. Ancak evli insanlarda durum çok daha farklılaşıyor. Genelde evli insanın iç dünyasını keşfi evliliğinin birkaç yılından sonra başlıyor. Bu dünyayı gerçeğe taşımak konusunda eşinden çekindiği için içine kapanıp kendi özünde o dünyanın fantezileriyle avunuyor. Ta ki karşısına " ALDATMAK " ta ki gibi bir fırsat çıkana kadar ve artık kendi gerçek dünyası ona sıkıcı gelmeye başlıyor, boğuyor. Sonunda kaçınılmaz son geliyor ve evlilikte patlama yaşanıyor. Bu patlama yani boşanma aşaması en sancılısı, hele bir de çocuk var ise olay iyice karışıyor. Bu kararı almak ve işleme koymak hiç de çok kolay değil. Aslında insan şöyle de yapabilir; "Amaaan ben hayatımı yaşamak istiyorum" der ve kolay bir biçimde karar verebilir. Ya da "Benim topluma, çocuğuma ve eşime karşı sorumluluklarım var bu ilişkide yolunda gitmeyenleri yoluna koymaya çalışmalıyım" der ve çok zor bir sürece girer. Sonunda ne olacağı kişiden kişiye değişir. Bakarsınız her şey yoluna girmiş çok güzel, bir bakarsınız her şey iyice karışmış. Sonuçta zor bir durum. O yüzden özellikle evlenmeden önce " 3 kere" düşünmek gerekli demişler. Zaten evlenme, boşanma konuları başlı başına tek başlarına konu olacak kavramlar, uzatmıyorum. Şu var ki insan gerçekte bedenen aldatmasa da eşini, kendi iç dünyasında düşünceleri ile bu eylemi gerçekleştiriyorsa bu aldatmak mıdır? Yorumunu size bırakıyorum. Son olarak tahminimce Ahmet Altan kitabındaki kahramanları seçerken "isim" aşaması onu en çok zorlayan kısım olmuştur diye düşünüyorum. Çünkü gerçek yaşam içinde böyle bir isim çakışmanın olduğunu düşünsenize !!!